1 Mayıs 2008 Perşembe

KADIN HAKLARI

İslamiyetten Önce Mekke’de ve Dünya’da Kadın Hakları
Cahiliye döneminde kadınların mal olarak görüldüğü ve her türlü iğrençliğe alet edildiğini biliyoruz. Hatta kız çocuklarının geçim sıkıntısı ve kıtlık yaşanacaksa değersiz görülerek diri diri gömüldüğüne de tarih şahittir. Fakat islamiyet kadını en çok korunup değer verilen, kendisine hizmet edilen ve kutsal sayılan bir hale getirdi. Kadın komutanlar, öğretmenler yetişti. Erkeklerle saf tutup namaz kıldılar. İlim öğrenmek isterse, gece bile istedikleri yere götürülmeleri emredildi. Kötü gözle bakmak yasaklandı. İyilik yapmada baş sıraya oturtuldu. Fakat dünyanın geri kalanında durum vahimdi.
Yahudilerin her sabah ettikleri dua şudur: "Ezeli ilahımız, kainatın kralı, beni kadın yaratmadığın için sana hamd olsun" Son günlerin konusu: "İslamiyetin kadına değer vermediği..." Bu hükme dört elle sarılan kışkırtıcılara tavsiye... İnsan evladı iseler "Böyle bir dua yoktur" desinler. Bekliyoruz.
Batı medeniyeti, Eski Yunan telakkileri üzerinde yeşermiştir. Avrupalı, her alanda Yunan düşüncesini temel alır. Yunanlı, kadına köle muamelesi yapardı. Kocaların, kadınları istediği zaman dövme hakkı vardı. Bu kadarla kalsa iyi. Karısını başka birine hediye etme hakkı da vardı. Kadına miras yasaktı. Belki merak edip incelerler diye hatırlattık.
Gene Eski Yunanda, yani batı hayranlarınca medeniyet beşiği zannedilen Yunanda en büyük küfür, birisine "kadın" diye hitap etmekti. Kadın, bütün rezilliklerin anası sayılıyordu. Hesiodos şöyle der: "Zeus, kadınları erkeklere baş belası yarattı. O kadınlar ki işleri güçleri kötülüktür"
Yunanlı, kadının kötü olduğuna o derece inanmıştı ki, erkek erkeğe beraberlik ve homoseksüellik alıp yürüdü. Prof.Dr.Salih Akdemir bu konuda şunları yazıyor: "Günümüz sapıklarının el kitabı durumunda olan "Ziyafet" adlı eser ünlü filozof Eflatun'a aittir"
Hristiyanlıkta da kadın; kötülüğü, şeytana uymayı, ayartıcılığı temsil etmekte... Karı koca beraberliği bile günahların en büyüğü; Aziz Augustin'e göre, bir adamın karısı ile bir fahişe arasında fark yok... Meşhur ilahiyatçı İskenderiyeli Climent bu mevzuda edilebilecek lafların en berbatını söylemiş, şöyle diyor: "Kadın, kadın olmaktan ötürü utanmalıdır..."
Bugün katolik kiliselerindeki evlenme merasimlerinde papazın okuduğu dua şöyledir: "Günahla düşmüşüm annemin karnına, günah işlemiş annem bana gebe kalırken..."
Firavunlar döneminde kadına hiç itibar yoktu. Kadın demek köle demekti.
"Batı dünyasında kadın... Hristiyanlıkta, Musevilikte kadın..."
Bunlar incelenmeden, Avrupa medeniyetinin lokomotifi Eski Yunanı tanımadan, İslam'ın kadına verdiği değeri anlamak güçtür. Pek sayın ilericiler patavatsızlığı "araştırma" sanıyorlar. Diğer kültürler ve dinler incelenmeden, kıyasa gidilmeden varılacak hükümler değersizdir, komiktir.
Avrupa uzun süre "Kadının ruhu var mı, yok mu?" diye tartıştı. Şimdi lütfen bir de şu ayetlere dikkat;
"Erkek, kadın, inanmış olarak kim iyi iş işlerse ona hoş bir hayat yaşatacağız..." {16/97}
"Ben sizden erkek ya da kadın olsun çalışan hiç kimsenin amelini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz..." {3/195}
Avrupalılar, "büyücüdür" diye iki milyon civarında kadın öldürdü. Beğenmedikleri kadınların el ve ayaklarını bağlayıp suya atıyorlardı. Batar ise, bu onun büyücü olduğunu gösteriyordu. Batmaz ise gene büyücüdür. Çünkü su onu reddetmektedir... Bir Avrupalı hakim, yirmi bin kadını ölüme mahkum ettiği için senelerce övülmüştür...
{Gürbüz Azak, Zafer Dergisi, Sayı 250, "Hz.Musa'nın ya da Hz.İsa'nın getirdiği dinin suçlandığı sanılmasın; Hz.Meryem de, Hz.Musa'nın annesi de vahye mazhar olmuş yüce insanlardır, sözü edilen tahrif edilmiş dinleridir"}
Ne zaman islamın emirlerine uymada gevşeklik gösterilmeye başlandı kadının hakları yeniden elinden alınmaya başlandı doğu toplumlarında.

Hiç yorum yok: